Mumbai görünürde gelişmişlik ve zenginlik izlenimi verebilir ama aslında onun süslü görüntüsü fakirliğin ve "geride kalma"nın arka sokaklarda hatta işlek herhangi bir bölgede daha kolay gizlenmesini sağlıyor.
Birsürü pahalı ya da orta halli aracın, taksinin geçtiği düzgün bir caddede yürürken kaldırımda çocuğuyla birlikte ekmek pişiren bir kadın karşınıza çıkabiliyor.
Başka bir caddede plastik torbalardan kendi yaptığı çadırda kalan birini görebiliyorsunuz.
Metro istasyonlarında bilet gişelerinin hemen yanında uyuyan anne ve çocuklarına rastlayabiliyorsunuz.
Mumbai büyük çamaşırhaneleriyle ünlü. Orda çalışan işçiler her gün güneşin alnında yüzlerce çamaşır yıkıyor. Günde yalnızca 3 4 lira için. Fotoğraf çekmek için bile o sıcakta ve güneşte ancak yarım saat dayanabildiğim yerde onlar bütün gün çamaşır yıkıyor.
Mumbai'nin en büyük sorunlarından biri metro olabilir. Korkunç bir metro sistemi var. Teknolojik açıdan değil. Hindistan standartlarına göre iyi sayılabilecek metro istasyonları ve metroları var. Ancak metroyu çok fazla insan kullanıyor, özellikle saat 5 gibi ayağını nereye basacak yer bile bulamıyorsun. Metroların açılır kapanır kapılaır yok. Kapı hiç yok. İnsanlar öyle sarkarak gidiyor.
Metro sınıflara ayrılmış. Birinci sınıf ya da ikinci sınıf var. Birinci sınıf vagonlaırn hepsi kadın erkek karışık. 2. sınıfta yalnızca kadınlar için vagon da bulunuyor. İlginçtir ki engellileri de düşünebilmişler, onlar için de ayrı bir vagon var. Diğer vagonlar tıklım tıkış olduğu için engellilerin vagonuna binmeye çalışırsanız vagondaki engelliler siiz döverek vagondan aşağı itiyor.
Eğer istasyonlar ve tren kalabalık değilse yani metroya binmek için dövüşmek gerekmeyecekse metro her durakta 10 saniye duruyor. Kararlı olup anında kendini metrodan dışarı atman ya da anında metroya binmen gerek.
Eğer istasyonda bekleyen çok insan var ve metro da halihazırda tıklım tıkışsa bir dövüş başlıyor. Havada yumruklar, tekmeler, itişmeler, bir yandan inmeye çalışanlar, bir yandan fırsattan yararlanıp "beyaz" kadınların göğsüne elleyenler... Tecrübesizler için o vagonlara binmek imkansız. Biz 3 kez şansımızı denedik. En sonunda pes edip 1. sınıf biletimiz olmadığı halde riske girdik ve 1. sınıf vagona girdik. Gene dövüşmemiz ve havada uçarak vagona girmemiz gerekti ama biraz daha kolay kazanılan bir savaştı.
Metrodaki kazanılan savaşlardan sonra sonunda ulaşmak istediğimiz bölgeye ulaştık: Dharavi. Dharavi daha fakir insanların yaşadığı, "slum" denilen gecekondu bölgelerinden biri. Orda İngiliz sömürgesi döneminden kalma, kendinizi medeniyette hissettiren harika gotik yapılar yok.
9 turist o bölgede gezerken baya bir ilgi çekiyor tabi. Herkes bize bunlar burda ne halt yiyor, kayboldular mı acaba bakışlarıyla bakıyordu.
Bütün çocuklar yemelik. Dharavi'deki çocuklar ayrı bir yemelik ve sarılıp durmalık.
Bakışları diğer Hintli çocuklardan farklı. Umutlu, üzgün ve meraklı.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder