2 Eylül 2012 Pazar

Mumbai (1) görünen yüz



Mumbai bir çok açıdan Delhi’den çok daha “şehir” gibi. Her şey biraz da olsa planlı, düzenli ve organize. Burası medeniyete biraz daha yakın. Çoğu özelliği nedeniyle insan gerçekten kendini Hindistan'da gibi hissedemiyor. Sanki esas Hindistan kuzeyde. Sadece iki gün geçirmeme rağmen burada kendimi sürekli huzursuz hissettim. "Şehir" etkisi yüzünden belki de. Ben burada Hindistan'ın güzel mi kötü mü bir türlü anlayamadığım ama içten içe bayıldığım mistik kokusunu bile alamadım. Sadece şehir kokusu ve sidik kokusu vardı.

Trafik Mumbai'de biraz daha düzenli. Araçlar Delhi’deki gibi kafasına göre değil kendi hattında gidiyor. Ayrıca aracın içinde hoplayıp durmadığınız düzgün yollar var. Tabi kornalar buranın da vazgeçilmezi . Yayalar için trafik lambaları var, ancak anlaşılan Mumbaili Hintliler pek yararlı bulmuyor. Çünkü karşıya geçebilmek için elinizle işaret yaparak kendinizi yolun ortasına atmanız gerek. Şehrin merkezinde bildiğimiz taksiler kullanılıyor, auto rickshawlar yasak. Merkezden uzaklaştıkça karşınıza çıkmaya başlıyor, ancak bisiklet rickshawlardan hiç görmedim.


Ortalık çok daha yeşil, bir çok yerde ağaçlar, palmiyeler var. Tabi bir de deniz... Denizin olduğu şehirler her zaman ayrı bir güzel. Renkli gözlü olduğu için güzellik konusunda hayata bir adım önde başlayan insanlar gibi denizi olan şehirler de şehirler arasındaki gizli yarışa bir adım önde başlıyor bence.


Chowpati Beach şehrin merkezinde. Öyle süs için orada durduğu hissini veriyor, sahilde yüzen eden yok. Çocuklar kenarda cıpcıp yapıyor sadece.  Suyu da bayağı ılık. Hatta sıcak bile denebilir.







Şehirde İngiliz sömürgesi döneminden kalma bir çok Gothic yapı var. İnsanın kendini biraz daha medeniyette hissetmesinin önemli nedenlerinden biri de bu olmalı.




İngiliz sömürgesi döneminde inşa edilmiş Gate of India hem turist hem de Hintlilerle dolu. Şehirde çok fazla dilenci var ama buradaki dilenciler ayrı bir yapışkan. Bir tanesi gerçekten 20 dakika boyunca birlikte gezdiğim arkadaşlarımdan birini rahat bırakmadı, kız sonunda çocuğa meyve alarak yakasını kurtardı.




Colaba Causeway'de Leopold Cafe turistlerin popüler mekanı.Yemekler ve tatlılar süper ama fiyat olarak hafif tuzlu. Gregory David Roberts'ın Hindistan'ı anlatan Shantaram kitabında da cafenin adı sık sık geçiyor. Mekanın çok popüler olmasının esas nedeni 2008 kasımında cafede 10 kişilik bir grup tarafından gerçekleştirilen terörist saldırı. Cafenin duvarlarında ve sütunlarında birsürü kurşun izi var.




 Ekipten sağ kalan tek kişi olan Mohammad Ajmal Amir Kasab'ın davası da ancak daha yeni, 29 Ağustos 2012'de sonuçlandı ve Kasab ölüme mahkum edildi.        









Hiç yorum yok:

Yorum Gönder