6 Eylül 2012 Perşembe

Goa'da bir mucize

Hindistan mucizelerle dolu bir ülke. Burda başınıza hiç beklemediğiniz anlarda hiç beklemediğiniz şeyler gelmesi mümkün. Ayı daha önce hiç görmediğiniz bir renkte, bir şekilde, bir akşamüstü güneş mi ay mı ayırt edemeyecek kadar bir kızıllıkta görmek mümkün. Geldiğinizin 3. gününde balkonda ancak birkaç tane yıldız olan gökyüzünü seyrederken bir anda büyük bir yıldız kaymasını görmek mümkün.

Bütün hisler burda ayrı bir yoğun. Bunun nedeninin insanlarının çok fazla batıl inançlı olması, inandıkları şeylere gerçekten inanması ve hislerine çok güvenmesi olduğunu düşündüm hep. Bir şekilde insan kendini onların enerjisinin içinde buluyor. İnsan Hindistan'da hiç olmadığı kadar batıl inançlı ve hisli birine dönüşüveriyor. 

O yıldız kaymasını gördüğüm an burda mucizeler yaşıyacağımı, hiç unutamayacağım şeyler göreceğimi hissetmiştim. O kayan yıldız bana düşerken "Sana özel tozumdan serptim. Gözlerin her zaman açık olsun." diye seslendi.

Goa'daki sanırım 3. günümde Calangute Beach'e öğle yemeği yemeye gitmiştik. Sahile geldiğimizde gruptan bir kaç adım ayrılıp sahile doğru yaklaştım. Acaba arkadaşlarım on saatte nerede yiyeceğimize karar vermeye çalışırken kameramı çıkarıp bir kaç fotoğraf çeksem mi yağmur başlayıp da kameram ıslanır mı diye düşünüp her zaman olduğum gibi kararsızca sahile bakıyordum. Bir anda sahildeki merdivenlerden çıkarak bana doğru bakan  arkadaşım Gökhan'ı gördüm. Ne onun benim Hindistan'da olduğumdan haberi vardı ne de benim onun burda olduğundan.Dünyadaki yüzlerce ülkeden birinde, kıyıdaki bir şehirde, bir sahilde aynı saniyede bulunmuştuk.. Dünya bazen elimizde tutabileceğimiz minik bir top haline gelip insanları bir araya getirebiliyor.

Fotoğrafların aklımızdaki anıların canlılığını öldürdüğünü düşündüm hep. Nasılsa o anı hatırlamak istediğinde bakabileceği bir fotoğraf olduğu için beynimiz pek sallamayıp o anın kendi çektiği fotoğrafını unutuyor kolayca. Fotoğraf makinesinin esas güzelliği büyük bir ihtimalle hatırlayamayacağınızı düşündüğünüz şeyleri, insanları ve ayrıntıları çekmesi.

Gökhanla ilk karşılaştığımız an sadece 5 dakika konuşup sonra da sevgili muson yağmuru geldiği ve fotoğraf çekinemediğimiz için mutlu oldum o yüzden. Yoksa fotoğraf makinesinin denklanşörü bir silahın tetiği gibi kurşunu gönderecekti ve çat. O mucize ölmese bile en azından yaralanacaktı. Şimdi o anı yıllar sonra hatırlayabilmek beynime kaldı. Bunu başarabileceğine inanıyorum sevgili beyin.

Gene de gerçekten de Hindistan'da karşılaştık mı diye şüpheye düşmemek için ertesi gün buluştuğumuzda hemen arkadaşıma fotoğrafımızı çektirdim tabi. Arada bir bakıp evet gerçekten de böyle bir mucize gerçekleşmiş diye emin oluyorum.







  

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder