Manali'de iki gün geçirdikten sonra pazartesi günü Delhi'ye dönmeyi planlıyorduk. Ancak birileri Dharamsala'nın otobüsle 4 saat uzakta olduğunu uydurdu. Biz de aniden fikir değiştirip pazar günü gidip aynı akşama Dharamsala'ya otobüs bileti aldık. Yolculuğun da aslında 10 saat sürdüğü açığa çıktı. Pazar sabahı 6'da Dharamsala'ya varıp akşam da 7 8 otobüsüyle geri dönecektik.
Keşke gerçekten 10 saat sürseydi. O korkunç virajlı sallanmalı yolun ortasında otobüs arıza yaptı. 4 saat boyunca otobüsün tamir edilmesini bekledik. Yola devam ettikten 2 saat sonra ve Dharamsala'ya sadece 30 km kala otobüs tekrar bozuldu. Biz de otobüsteki hippi tiplerle birlikte isyan ettik; otobüsü terk edip otostop çekmeye başladık. Sonunda bir araba tabi ki belli bir para karşılığında 13 kişiyi Dharamsala'ya bırakmayı kabul etti.
Öğlen 12'de Dharamsala'ya vardık. Yani Dharamsala'da geçirebileceğimiz sadece 5 6 saat vardı. Gece boyunca uyuyamamış olduğumuz ve orda geçirebileceğimiz çok az vaktimiz olduğu için Manali'de kalmalıydık Dharamsala kötü bir fikirdi diye yakınıp durduk.
Delhi'ye geri dönüp dinlendikten sonra sakin bir kafayla düşündüğümde Dharamsala Hindistan'ın harika şehirlerinden biri olduğunu kabullendim. Ancak oraya en azından bir gün ayırmak ve yorgun gitmemek gerekiyor.
Dharamsala Çin'den sürülmüş olan Tibetlilerin yaşadığı bir şehir. Ayrıca Dalai Lama'nın dünyayı gezmekten fırsat bulduğu zamanlarda yaşadığı şehir. Bizim bulunduğumuz sırada da Dalai Lama oradaydı, ancak kendisiyle görüşebilmek için Dalai Lama Temple'ında bir hafta öncesinden randevu almak gerekiyor. Dharamsala yaklaşık 1500 rakımlı, hava çok soğuk, yağmurlu ve sisli. O yüzden gitmeten önce mutlaka kalın kıyafetler, yağmurluk veya şemşiye götürülmeli.
Ünlü bir şelalesi var. Bizim gittiğimiz gün çok yoğun bir sis olduğu için malesef gidemedim.
Dharamsala'nın hemen girişinde dağa çıkmadan önce Temple of Gyuto Tantric University var. Sessiz sakin bir yer, ortalarda kırmızı kıyafetleriyle gezinen Tibetli Budistler var. Ben de hemen en şirin Tibetliyle gidip fotoğraf çekindim.
Temple'ın dışında bayağı büyük merdivenler var. Fotoğrafımızı çekmesi için kameramı verdiğim şoför bütün temple'ı alsaymış her şey çok güzel olurmuş.
Dharamsala'daki en ünlü, esas görülmesi gereken yer Dalai Lama Temple.
Temple'a giden yolda Tibetli şehitler için bir anıt var.
Temple'ın girişinde büyük bir hol var, yoğun sis yüzünden hiçbir şey görülmese de aslında harika bir manzarası olduğunu tahmin ediyorum.
Holde oturup Budizm'in öğretilerini çalışan genç Tibetliler var.
Bu heykel 8. yüzyılda Tibetlilere yardım etmiş olan Guru Padma'nın tasviri. Önündeki ateş yaşamı temsil ediyor, bu yüzden de hiç sönmemesi gerek. Ateşe yağ dökerek sürekli yanmasını sağlamakla görevli bir adam var.
Küçük odaların dışında altın renkli silindirler var. Çıkanlar onları sırayla döndürüyor.
Ne amaçla döndürdüklerini öğrenmek amacıyla soru sorduğum Hintliler beni anlamadılar. Onun yerine el işaretleriyle benimle fotoğraf çekinmek istediklerini söylediler. Kuzey Hindistan'ın özellikle küçük şehirlerinde Hintliler sürekli yabancıların yanına gidip fotoğraf çekinmek istiyor. İlk başta kendini Madonna sanmaya başlıyorsun ama bir kaç günde alışıp eski sıradan haline geri dönüyorsun.