Hindistan'a gelenlerin yapılması gerekenler listesinde 1 numara genellikle Tac Mahal'i görmek. Nedense ben geldiğimden beri pek Tac Mahal'i görmeyi önemsemedim. Çok daha farklı yerlere gitmek istedim hep. Tac Mahal'i on beş kere fotoğraflardan gördüğüm için artık sıradan hissi verdiğinden sanırım. En sonunda "Hindistan'a kadar gittim Taj Mahal'i görmeden geri döndüm" demeyi özellikle de " Taj Mahal büyük, ben daha büyüğüm." pozunu çektirmeden dönmeyi kendime yediremeyeceğimden Tac Mahal'in bulunduğu Agra şehrine gitmek için yollandım.
Eh, gezip durmaktan paramız bayağı azaldı. O yüzden Agra'ya trenle general class'ta (en düşük sınıf) gitmeye karar verdik. Delhi'den Agra'ya 3 saatlik yol için yalnızca 75 rupi yani 2,5 lira ödedik. Tren sabah 7.30da kalkıp 10.30da Agra'da oluyor. Akşama kadar gezip akşam da 7 treniyle Delhi'ye dönmek mümkün. Biletleri 1 gün öncesinde Nizamuddin Railway Station'dan alıyorsunuz. Dönüş biletlerini de malesef gidince Agra'dan almak gerekiyor. Haftaiçi gitmek en iyisi. Haftasonu giderseniz dönüş için tren bileti bulmak çok zor. Bekleme listesine alıyorlar ve sıra hiçbir zaman size gelmiyor. Haftaiçi bile tren bileti bulmak çok düşük bir ihtimal. Eğer dönüş için tren bileti bulamazsanız taksi tutmanız gerek. Onlar da yaklaşık 1000 rupi.
Dönüş bileti bulup bulamayacağımıza emin olmadan, bir aydır Hindistan'da yaşıyor olduğumuzdan da cesaret alarak sadece 3 kız çıktık yola. -Sağlam bir şekilde dönmeyi de başardık.-
70 rupilik bilete göre tren beklediğimden daha az kötü çıktı açıkçası. Tıklım tıkış değildi yanıma kimse de oturmadı, yol boyunca uzanıp çantama sarılarak emniyete alıp uyudum. Çaprazda oturan sürekli beni inceleyen adam hariç yolculuk kötü geçmedi.
Agra Cannt istyasyonunda indikten sonra aynı tren yolculuğunun biraz daha kalabalığına katlanabileceğinizi düşünüyorsanız ilk yapmanız gereken gidip dönüş biletini ayırttırmak. Şansımıza aynı günün akşamında trenin yine aynı en düşük sınıfında yer vardı. Dönüş biletimizi de 75 rupiye kapattık.Agra için bir gün kesinlikle yeterli, orda bir gece geçirip otele para bayılmaya hiç gerek yok. Tarihi anıtlar dışında şehirde hiçbir şey yok. Gayet sıkıcı bir yer.
Daha sonra istasyonda önceden ödemeli auto gişelerine gidip hangi tarihi anıtları görmek istediğinize göre auto ödemesi yapıyorsunuz.
Taj Mahal tren istasyonuna çok yakın, yol yaklaşık 15-20 dakika sürüyor. Yabancılara giriş bileti 750 rupi (25 lira) iken Hintlilere giriş 20 rupi. Arada gerçekten çok komik bir uçurum var. Pazarlarda en azından pazarlık yapıp fiyatı indirme gücünüz var, burda o da yok. Neyse ki 750 rupiye bir şişe su da dahil. Suyu almayı unutmamak lazım o kadar para vermişken.
Daha içeri girmeden bile gerçekten harika bir anıt göreceğinizi müjdeleyen güzel bir bina karşılıyor önce.
Kapıdan girince Taj Mahal'in heybetini görüveriyorsunuz birden.
Eh... İlk işim " Taj Mahal büyük, ben daha büyüğüm." pozunu çektirmek oldu tabi. İnsan dayanamıyor.
Sonra da biraz modern bir bakış açısı katmak istedim ve abazan Hintlilerin bakışları karşısında komik ve seksi pozlar verdim.
Fotoğraf çekinmeye çok hevesli olduğumu anlayan bir teyze de hemen yanıma oğullarını gönderiverip fotoğraf çekti. Soldaki asi bakışlı tontoş çocuğun suratını mıncırıp ısırasım gelmedi değil. Annesi evlenmeye zorlar diye korktum yapmadım.Taj Mahal'e giden bir beyaz tenli olunca saat başına yaklaşık 20 Hintliyle fotoğraf çekinmek zorunda kalıyorsunuz.
Bunlar da birlikte geldiğim Portekizli arkadaşım Sarah ve Alman arkadaşım Luisa.
Taj Mahal' şöyle bir alıcı gözüyle bakınca çimenler dikkatimi çekti . Bakımsız ve çelimsizler. Özellikle sağ taraftaki çimler, kurumuş gitmiş. Her turistten 750 rupi alıyorlar, koskoca Taj Mahal'in çimlerine daha çok bakabilir, suluyabilirler heralde.. Fotoğraflarımız bozuluyor..
Geyiği bırakıp gerçekten de alıcı gözüyle bakınca her insan gibi ben de binanın büyüklüğünden ve güzelliğinden inanılmaz etkilendim. Bence Taj Mahal'in böylesine ünlü ve etkileyici olmasının esas nedenleri insanların inşa ettiğine inanamayacak kadar büyük olması ve bir aşk hikayesiyle de güzelcene süslenmiş olması.
İçerde fotoğraf çekmek malesef yasak. Sürekli aynı Taj Mahal pozlarını görmemizin nedeni de bu olsa gerek. Ayrıca içerde galoş giymek gerekiyor. ( Neyse ki 750 rupilik biletlere galoşlar da dahil ) İçerinin duvarlarında da dışarısı gibi birçok mozaik süslemeler var. Mozaik sabır işi. Hele de böyle koca bir anıtı süslemek için gereken miktarı düşündükçe.. Hakikaten sabır işi.
Taj Mahal'den öbür tarafa bakınca girdiğimiz kapı aynen şu şekilde görünüyor:
İçeriyi gezdikten sonra arka taraftaki çıkışta geniş bir alan , bir kule ve nehir manzarası var.
Taj Mahal ziyaretimiz bittikten sonra önceden ödediğimiz auto ücretine dahil olarak Agra Fort'u (Agra Kalesi) görmeye gittik. Ancak biletin 250 rupi olduğunu öğrendikten sonra ( Taj Mahal biletinizi gösterirseniz 50 rupi indirim yapılıyor.) içeri girmedik. Eğer paranız varsa mutlaka girmelisiniz, bazı insanlar Agra Kalesi'nden daha çok etkilendiklerini söylüyor. Ben sadece fotoğraflarını çekmekle yetindim.
Bütün bunlaır yaptıktan sonra da tren saatine kadar 4 5 saatimiz kaldı. Alışveriş yapabiliriz diye düşündük ama tabi ki de auto şoförünün bizi götürdüğü bazaarlar inanıılmaz pahalıydı. Agra'da alışveriş yapmak pek mantıklı değil. Biz de bir cafeye oturup kahvemizi içtik.
Dönüş yolculuğu inanılmaz yorucu geçti. Şükürler olsun ki diğer iki arkadaşımdan daha hızlı davranıp cam kenarını kaptım, böylece arada hava alabildim. Zaten bütün gün sabahki yolculuk yüzünden alerji olmuş bir şekilde burnumu çekiştirerek dolanmıştım. Eve döndüğümde de alerjinin üstüne bir de hasta oldum. O yüzden de haftasonu için planladığım Amristsar ve Rishikesh gezisine gidemedim.
Perşembe günü Kamasutra Temple'ının olduğu Khajuraho'ya ordan da ölülerin yakıldığı kutsal şehir Varanasi'ye gidiyorum.Türkiye'ye dönmeden önceki son gezilerim olacak. Hindistan'dan dönerken Amritsar ve Rishikesh'e gidememiş olmak içimde kalacak ama 'Taj Mahal'den büyüğüm' pozunun içimde kalmasından daha iyi heralde... Umarım öyledir...
(Agra Cantt İstasyonu)