Manali Kuzey Hindistan'da Himalayalar'ın geçtiği küçük bir şehir. Delhi'nin susmayan kornalarından, yapış yapış sıcağından, ten tene kalabalığından bir kaç günlüğüne kurtulmak için harika bir yer. 13 kişi oraya gitmeye karar verdiğimizde beklentilerimiz Himalayalar'ı görmek ve haftasonu sakin ve soğuk bir şehirde rahatlayıp Delhi'ye geri dönmekti.
Cuma günü otobüsle yola çıktık. Öz Hakiki Diyarbakır otobüslerinden bile kötü bir otobüsle hayatımın o ana kadarki (daha sonra Dharamsala'dan Delhi'ye dönerken çok daha kötüsünü yaşadım.) en korkunç yolculuğunu yaptım. Yollar zaten berbat hem virajlı hem taşlı; üstüne bir de korkunç bir otobüsle gidince dayanılmaz bir yolculuk oldu. Klima olması gereken fanlar tam tersi çalışıp otobüsü ısıtıyordu. Otobüslerin tavanlarında bulunan pencereyi açıp bütün yol öyle gittik. Manali'ye yaklaştığımızda hava soğuyup yağmur damlaları şap şap suratlarımıza damlamaya başlayınca hoş olmadı tabi...
15 saat süren yol sonunda Manali otobüs istasyonuna ulaştık. Çevremizi hemen taksiciler, autocular, otel sahipleri sardı. Daha önceden nerede kalacağımızı araştırıp gittiğimiz için kimseyi takmadan Vashisht'e gittik.
Vashisht Manali'ye çok yakın bir köy. Oteller çok ucuz ve dağda olduğu için harika manzaraları var. Harika donutlar, kekler yiyebileceğiniz "German Bakery"ler, antikacılar, masaj, reiki ve yoga salonları, şirin ve küçük restorantlar var.
Hippilerin hala hayatta olduğunu anlayacağınız bir yer Vashisht. Birsürü hippinin ortalıkta gezindiği, duvarları rengarenk boyanmış cafelerde ya da doğada bir kayanın üstünde, ormanda, şelalenin yanında oturup ot içtikleri bir yer. Fotoğraftaki de o şirin cafelerden biri.
Sokakta gezinirken direk dikkat çeken şeylerden biri de açık havada sıcak suyun aktığı duş alanları. 2 rupi karşılığında yerliler orada yıkanıyor.
Köy doğanın içinde. 10 15 dakika yürüdükten sonra ormanın yani meditasyon bölgesinin girişine ulaşıyorsun.
Tipik bir Hindistan bölgesi olarak burda da serbestçe dolaşan inekler var. En azından arabaların geçtiği yolun ortasında değil de ormanda geziniyorlar.
Vashisht'in doğası gerçekten harika, hava tertemiz, her yer yemyeşil, şelalenin sesi inanılmaz rahatlatıcı. Ordaki her şey güzel ve taze.
Vashisht'i keşfettiğimiz günün ardından da Manali'ye gittik. Manali'de hayatımın en iyi, en adrenalin dolu ve asla unutamayacağım anlarını yaşadım.
Himalayalar'dan paraşütle atladım. Kesinlikle Hindistan'da yapılması gerekenler listesinin en üstlerinde yer almalı.
Yamaç paraşütü yapmak için önceden rezarvasyon yapabileceğiniz birsürü şirket var. Hem Manali'de hem Vashisht'te. Artık refleksleşmiş bir şekilde gene pazarlık yapmak gerekiyor. Benim malzemem daha iyi ben o yüzden daha pahalıyım diyenler oluyor. Ancak paraşütün yapılacağı alana gittikten sonra fark ediyorsunuz ki ayrı ayrı şirketler yok, herkes aynı malzemelerle aynı rehberler eşliğinde atlıyor. En iyisi en ucuz fiyat vereni seçmek.
Biz de en ucuz olanı seçtik. Dandik bir jip bizi otelden alıp yamaç paraşütü alanına götürdü. Bir kısmımız cable'la bir kısmımız da at üstünde yamaç paraşütü yapacağımız yüksekliğe çıktık. Rehberler eşliğinde atlayacağımız yere düşe kalka ulaşmaya çalışırken bir yandan da kameramı çıkarıp fotoğraf çekip durdum. Upuzun ince ağaçlar, sis ve yağmur sonrası toprak kokusu.
Yamaç paraşütü yapmaya gittiğimiz gün çok yoğun bir sis vardı. Paraşütü takıp hazırlandıktan sonra atlayacağımız yerden ilerisi hiç görünmüyordu. Her yer bembeyazdı.
Koşarken boşluğa doğru gittiğimi hissedip atladıktan sonra da özgürlüğe kavuştum. Beş dakika sürdü ama hayatımın en güzel hissiydi.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder