Delhi'ye ilk geldiğimde beni karşılayan Himanshu burda bir Hintli gibi yaşamayı dene, eski alışkanlıklarını bırakmaya çalış demişti. Kıyafetler, gittikleri yerler, yaptıkları şeyler açısından öyle yaşamayı deniyorum. Ruhsal açıdan nasıl öyle yaşanır bilmiyorum.Kitaplarda yazdığı gibi " meditasyonla ulaşılan huzur" gibi bir huzura gerçekten sahipler mi acaba. Burda o kadar çok "sahip olamama" o kadar çok sefalet varken o huzura nasıl erişebilirler? Burdaki sefalet elindekiyle yetinme sefaleti değil. Ellerinde yetinebilecekleri bir şey bile yok bir çoğunun.
Burda yaşamaya başlamak o kadar rahatlatıcı ki. Üstüne başına dikkat etmek zorunda değilsin. Sal gitsin. Burnum aksa gerçekten silmeye yeltenmem. Her zaman kirli hissediyorsun çünkü gerçekten kirlisin ve herkes kirli. O yüzden kirli olmak umrunda bile değil ve hayatında ilk defa temiz olmak zorunda olmadığın için kendini özgür hissediyorsun. (Kaldığın yere gelip duş alınca da bir rahatlama bir ferahlık yaşıyorsun o kadar da yalana gerek yok.) Kıyafetine uygun ayakkabılar giymek zorunda değilsin iki dakikada zaten çamurdan veya tozdan kahverengi ayakkabıya dönüşüyorlar. Aynı plaj terliğini giy dur. Nasıl göründüğüne dikkat etmek zorunda olmamak Hindistan'da yaşamanın en güzel şeyi.
Ama bir yandan da dikkat etmezsem hastalanacağım yahu'yu aklından çıkaramıyorsun. Yanında sürekli dezenfeksiyon jeli bulunduruyorsun. Meyveleri iyi suyla yıkıyorsun.Duş alırken ağzını açma ki Hindistan'ın bilmem kaç tane hastalıkla dolu suyu girmesin içeri. E bir yandan da doğal olarak burnuna su kaçmasın diye burnundan da nefes alamıyorsun. Neyse en azından nefesini tutabilme sürem uzar burda.
Buraya gelmeden önce kendimi gerçekten çok iyi hazırlamışım. Standartlarımı buraya daha ayak basmadan önce bayağı bir düşürmüştüm. Üstüne bir de 2 gün geçirince o standartlar löp diye iyice düşüyor. İşte ilk kaldığım yerin fotoğrafı.
Penceresi kartonlarla kapatılmış ve havalandırma gibi bir şey yerleştirilmiş. Tavanda da fırfır dönen bir pervane var. İkisi de öyle bir ses çıkarıyor ki kolaysa uyu. Bir de kolaysa onlar olmadan uyu. Odayı paylaşan Hintli kızlar dolabını kapalı tut çünkü evde fareler var dedi.
Aynı projede ( Kast sistemi- Dalitlerin yaşam şartlarını iyileştirme projesi) çalıştığım Alman kız Luisa'nın kaldığı yeri görmeye gitmiştim. Orda tanıştığım Tacikistanlı Dilnoza pazartesi günü evine döneceğini söyledi. Ben de hemen atlayıp bu eve geçmek istediğimi bildirdim Himanshu'ya. Şükürler olsun ki artık burda kalıyorum.
Balkonu bile var. Eski yerle ilgili tek iyi şey internetin aşırı hızlı olmasıydı. En azından kaldığım bir gecede bir kaç diskografi indirmeyi başardım. Burdaki insanlar daha şirin hemen arkadaş oldum. Öbür yerde sürekli saçlarını şuraya at, duş aldıktan sonra banyoyu fışfışla, şunu yap bunu yap diye emir veriyordu. Köle miyim ben be.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder