18 Ekim 2013 Cuma

Bir gün İrlanda’ya yolunuz düşerse yapmanız / bilmeniz gereken 10 şey

Bir gün canınız çizgi filmlerdenmişçesine bir yeşili okyanusun mavisiyle bir arada görmek isterse İrlanda’ya bir uğrayın. İrlanda, birer kaşık mavi ve yeşil, bir su bardağı içki, bir kaç tutam kızıl saç, çil ve sempatiden eğlenceli bir müzik eşliğinde yapılmış. Olur da gittiniz, mümkünse şu listedekileri yapmadan dönmeyin:
- İrlandayla ilgili en meşhur şey bira-ter kokusu-canlı müzik üçlemesinden oluşan Irish publar. Başkent Dublin’in Irish publarla dolu olan bölgesi Temple Bar’a gidin. Mesai bitiminden sonra anında dolan barlarda banjo, gitar, keman eşliğinde canlı müzik dinlerken biranızı yudumlayıp kendinizi klasik bir İrlandalı gibi hissedin.
- İrlandalılar’ın vazgeçilmez birası Guiness’i deneyin. Yumuşacık köpüklü siyah bira başka hiçbir ülkede İrlanda’dakiyle aynı lezzette değil. Alkole oldukça düşkün olan İrlandalılar gibi olmak için diğer bir adım da viskileri Jameson’ı denemek. Özellikle zencefilli gazozla deneyin.
- Havaalanında, otobüslerde, orada burada İngilizce’nin ardından gelen diğer dil de ne diye şaşırmayın. Birçoğumuz İrlanda’nın esas dili İngilizce diye düşünüyor. Ancak, ülkenin diğer resmi dili İrlandaca, ülke 800 yıl İngiliz sömürüsü altında kaldığı için günlük hayatta neredeyse hiç kullanılmıyor, sadece lise sona kadar okulda öğretiliyor. Ortaçağ’dan gelen bir ses gibi tınlayan kendi dillerinin çürümeye yüz tutmuş olması hayli üzücü.
- İrlanda sokak müziğinin doğduğu ülke olmalı. Bir sokağa döndüğünüzde size sürpriz yapan birbirinden yetenekli sokak müzisyenlerinden en beğendiğinize bir kaç euro verin.

- Dublin’de doğayı keşfetmek isterseniz trenden Bray’de inip Greystone’a kadar olan yürüyüş yolunda sağınızda okyanus solunuzda çiçekli böcekli bir dağ, 2.5 saatlik bir yürüyüş yapın. Veyahut, yine trenle yeşilin okyanusun mavisiyle birleştiği yarımada Howth’a gidin.
- Bir gününüzü Brave Heart, P.S: I Love You gibi ünlü filmlerin çekildiği Wicklow’a ayırın. Wicklow’a Dublin’den kalkan turlarla gidebilirsiniz.
- İrlanda’nın birbirinden sevimli, arkadaşcanlısı, esprili, turuncu saçlı insanlarının yansıması olan renkli şehir Galway’de bir kaç gün geçirin. Dublin’den Galway’e Bus Éireann (bu arada Éireann İrlandaca’da İrlanda demek.) veya City link otobüsleriyle internetten rezervasyon yaptırarak 2.5 saatte ulaşabilirsiniz. Otobüs garında indikten sonra şehre yürürken sağda dikkatinizi çekecek olan Jungle Cafe’nin tiramisusunu tadın.
- Cliffs of Moher’e (Moher Falezleri) mutlaka ama mutlaka gidin. İrlanda’nın en turistik bölgelerinden biri olabilir, ama falezlerde yürürken uçurumun nasıl bir şey olduğunu anlayacaksınız . Aman çok kenardan yürümeyin.
- İrlanda’nın doğasının en harika olduğu bölgelerden biri olan Connemara’ya gidin. Bölgedeki 12 Bens adlı sıradağların (ki aslında onlar tepe ama farkında değiller) birinde hiking yaparak en tepeden Connemara’nın güzelliğini izleyin.
- Aman diyelim, sıkı giyinin. Hafif güneşli geçen iki hafta dışında ülke bütün yıl yağmurlu ve rüzgarlı. İrlanda’nın inanılmaz doğasının tadını çıkarmayı engelleyen bu durum insanın arada sinirini bozmuyor değil.
Bu yazı 29 Ağustos 2013'te bantmag için yazılmıştır. Linki şurada.


Leprechaun Museum Dublin


Leprechaun Museum Dublin



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder