17 Ekim 2013 Perşembe

Bir gün Hindistan'a yolunuz düşerse yapmanız/bilmeniz gereken 10 şey

Bir çılgınlık yapıp Hindistan’ı fellik fellik gezmeye karar verirseniz lütfen şu listedekileri yapmadan dönmeyin!
- Hindistan’ın cennetten yeryüzüne yanlışlıkla düşüvermiş tattaki mangolarından günde bir kilo yiyin. Bir daha karşılaştığınız hiçbir mango ya da mango aromalı herhangi bir şey aynı tadı vermeyecek. O yüzden hazır gitmişken tüketebildiğiniz kadar mango tüketin.

- Damarlarınızdaki asil kanda bulunan pazarlık gücünü dört katına çıkarmış olarak dönün. Turistlerin her şekilde kazıklanmaya çalışıldığı bir ülkede satın almak istediğiniz herhangi bir şeyde hatta ulaşım için kullanacağınız rikşa adlı araçlarda bile fiyatları dört beş kat fazla söyleyecekler.
- Bir zahmet tuvalet kağıdı kullanmamaya alışın. Kendileri sadece su kullandığı için tuvaletler anında tıkanıyor mazallah.
- Manali’ye gidip Himalayalar’ın eteklerinden  çok düşük bir miktara (pazarlık gücünüze bağlı olarak yaklaşık 30-40 liraya) paragliding yapın.
- Sokakta iki erkeği el ele tutuşarak gezerken gördüğünüzde “Geyler ne kadar rahat ve özgür.” diye düşünmeyin. Zira onlar sadece yakın arkadaş.

- Türkiye’ye dönmeden önce vejetaryen olun. Hindistan’da halkın büyük bir kısmı dinlerinin hayvanlara duyduğu saygı nedeniyle vejetaryen. Neredeyse her lokantada uzun bir listeden oluşan vejetaryen menü bulunuyor.

- Yere kıpkırmızı bir sıvı tükürüp duran erkekleri gördüğünüzde sakın kan kusuyorlar sanmayın. Henüz yeni kan içmişçesine araları kırmızı olan sarı dişlerini görünce yoksa bunlar vampir mi diye korkmayın. İşte o insanların hepsi ağızda kırmızı bir sıvıya dönüşen “paan” dedikleri tütün çiğniyorlar.
- Ülkenin güney batısındaki Goa şehrine gidip Hint okyanusunun ne kadar güzel olduğunu görün ve çıplak ayaklarla filmlerdeki gibi sahilde yürüyün.
- En azından bir geceyi Jaisalmer’in çölünde çadırda uyuyarak geçirin.

- Hindistan’ın en eski yerleşim yeri Varanasi’yi en sona bırakın ama mutlaka gidin. Turistlerle kaynıyor olsa da Hindistan’ın gerçek yüzü orada. Ganj nehrinde gün doğumu ve batımında gerçekleşen dini seremoniyi izleyin. Oradan da kayık turuyla ölüleri yaktıkları alana gidin. Biraz şanslıysanız ölüyü şarkılar eşliğinde ve gülümseyerek taşıyışlarına bile denk gelebilirsiniz. Hatta azcık daha şanslıysanız o gün 16 yaşından küçük ya da hamile biri öldüyse yakılmadan nehre bırakılışlarını bile görebilirsiniz. Ölü bedeni yakmalarının nedeni ruhun reenkarne olmasını engellemek. Ölüyü  mutlu mutlu taşımalarının nedeni ise arkasında bıraktıklarına endişelenmeden ruhun rahatça nirvanaya ulaşabilmesi. 16 yaşından küçük ve hamilelerin yakılmamasının nedeni de çocukların ve karındaki bebeğin dünyadaki görevlerini tamamlayamadan ölmüş olmaları.
Bu yazı 15 Ağustos 2013'te bantmag için yazıldı. Linkli şurada

                                             


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder