2 Şubat 2013 Cumartesi

Varanasi Hindistan'da Şok Geçirdim!


Hindistan gezisi yapmayı düşünüyorsanız, Varanasi kesinlikle en sonlara bırakmanız gereken bir şehir. Hintliler'in kendini ve inançlarını en çok açığa vurduğu; çirkinliklerin, fakirliklerin, pisliğin saklanmadığı kendi içine kapanmaya kendi halinde yaşamaya alışmış bir şehir.

Varanasi Hindistan'ın en eski yerleşim bölgesi ve en kutsal şehirlerinden biri. Hindular burada ölenlerin ruhunun kurtulacağına inanıyor. Ayrıca Hindistan'ın kutsal nehri Ganj (onların deyimiyle Ganga) bu şehirden geçiyor.


Halk her gün gün doğumunda ve gün batımında Ganj nehrinde seremoni düzenliyor. Ertesi gece uçuşum olduğu için Varanasi'de bir gün geçirip yalnızca sabah seremonisine katılabildim. Sabah 5'te Varanasi'deydim ve arabadan çıkıp ayağımı yere bastığım anda başka bir dünyaya adım attığımı, etrafımdaki havanın başka bir hava, etrafımdaki insanların başka evrenden insanlar olduğunu hissettim. İnsanlar yollarda kadınların sattığı misvaklardan alıp dişlerini temizlemek için onları çiğneyerek sürü halinde Ganj'a doğru ilerliyorlardı. Ben de kendime bir misvak alıp insanlarla birlikte Ganj'a doğru sürüklendim.


Hinduların Ganj'ın kutsal suyuyla arınmak için (su inanılmaz pis görünmesine rağmen) girdikleri bölgelere Ghat deniyor. En büyük Ghat ise Dashashwamedh. Hindularla birlikte Ganj'a doğru sürüklendiğiniz zaman tabi ki orada da turistlerden faydalanmaya çalışan insanlar bekliyor. Seremoni sırasında diğer turistlerle birlikte kayık kiralayıp Ganj nehri boyunca bütün Ghat'ları gezebiliyorsunuz.


Güneşi selamlayan Brahman rahibi
   
                                                        Dashashwamedh Ghat'ı
Varanasi'de insanların dinlerine bu kadar bağlı olmasını her sabah kalkıp Ganj'ın pis sularında yıkanmalarını izlemenin yanında orada sizi en çok etkileyecek şey ölüleri yaktıkları yer olacak. Hindular ruhun tekrar reenkarne olmaması ve nirvanaya ulaşması için ölüleri yakıyorlar. Cesedi erkekler ölülerin yakıldığı yere tahtadan bir sedyeyle şarkılar söyleyip kahkahalar atarak taşıyor ve ölü nehirde son kez arındırılıyor. Kadınlar ve çocuklar ağlarlar, mutsuz olurlar ve ölünün ruhu onları bırakamayıp dünyada kalırsa diye ölünün yakıldığı bölüme alınmıyorlar.
Kayık turu sırasında ölülerin yakıldığı yere de çıkabiliyorsunuz. Şansınız varsa küllerin temizlendiği zamana denk gelebilirsiniz. Küllerin temizlenme anı dışında ölülerin yakımı sırasında tabi ki içeri almıyorlar, yakındaki bir binanın terasından izliyorsunuz. Ben de kayık turundan sonra ölülerin yakıldığı yere çıktım, birikmiş külleri temizliyorlardı ve yanmış insan etinin garip kokusu aradan kaç ay geçmiş olmasına rağmen şu an bunları yazarken hala burnumda. Rahip ölüyü nasıl hazırladıklarını yaktıklarını anlatırken oraya gelmiş aç bir köpek gözüme ilişti. Yerde duran, bacağın bir bölümü olduğunu düşündüğüm kemikli, yanmamış et parçasını yiyordu. 
Sabah töreninden sonra Varanasi'nin görebileceğiniz en dar sokaklarında gezinip birbirinden farklı şeyle karşılaşabilirsiniz. Küçük odalarda Hinduizm öğretilen Brahmanlar, ilginç tapınaklar, okula gitmeye çalışan üniformalı küçük çocuklar, inekler, turistler için yapılmış yoga salonları ve German Bakery'lerı, yaprakların üstünde bedavaya dağıtılmış yemekleri yiyen yaşlılar... Varanasi'nin sizi beklediğinizden de çok şaşırtacağına eminim.
Kaostan biraz kurtulup şirin bir yere uğramak isterseniz, Hintlilerin ayrana benzeyen meyveli içeceği lassi'nin yapıldığı Blue Lassi'ye uğrayabilirsiniz. Blue Lassi için dünyayı turlayan insanların muhabbet ettikleri uğrak noktası denilebilir. Menüdekilerin dışında özel karışımlardan denemek isterseniz garsonu çağırıp bir sormanızı tavsiye ederim.






   

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder